COĞRAFYA ARTIK 'KADER' DEĞİL 'KEDER' OLDU!

Karşıyım! Sonuna kadar karşıyım!
Neye mi?
Coğrafyanın ‘kader' olmasına karşıyım.
Daha doğrusu bu yaşadığımız eşsiz Ortadoğu coğrafyasının acılarla dolup taşmasına sonra da ‘coğrafya kaderdir' diyip geçilmesine karşıyım!
Gazze'de, Filistin'de yaşanan insanlık dramının bu coğrafyanın kaderine atfedilmesine karşıyım!
Bu coğrafyanın artık kader olmaktan çok kederi temsil etmesine karşıyım!
Hem neden coğrafya kader olsun ki?
İnsanlığın en eski medeniyetlerinin yaşadığı, üstünde yeşili ,sahilinde mavisi ,yer altında cevheri olan coğrafya neden kadere ve kedere mahkum edilsin ki?
Ben son günlerde tam olarak sanırım buna karşıyım.
Defalarca yazıldı çizildi konuşuldu tartışıldı ama ben yine de bu satırlardan haykırarak tekrar etmek isterim ki; Arap Müslüman camianın çıkardığı ‘cılız' sese de karşıyım!
Ortadoğu'nun demografik yapısına bir bakın… Arap ve Müslüman ağırlıklı bu bölgede maddi zenginliğin, manevi huzurun önüne geçtiği ne kadar da aşikar değil mi? Petrol ve değerli madenlerin gücü temsil ettiği bir yapıda , yöneticilerin yaşanan acılara karşı susarak sadece izlemeyi tercih ettiği bir coğrafyayı kadere ve de kedere mahkum etmenize de karşıyım!
Avrupa ülkelerinin yöneticilerini susmaya sevk eden İsrail baskısı, bu ülkelerin dili dini rengi farklı olsa da halklarını susturmaya yetmedi. Onlar her fırsatta Gazze ve Filistin için sokağa çıktılar, yürüdüler, bağırdılar, çağırdılar, yöneticilerini katliama susmakla suçladılar. Ve zaman zaman bu çığlıklar yerini buldu.
Peki şimdi sorarım size Türkiye dışında hangi Müslüman ülkede halk bu insiyatifi alıp sokaklara çıkıp en azından insanlık için yürüdü… Bırakın çığlık atıp dünyaya ses çıkarmayı, hangi Arap Müslüman ülke halkı en azından sessizce toplanıp Gazze'ye dualar yolladı. Cevap elbette koca bir sıfır.
İşte bu coğrafyanın kaderinin de kederinin de insan elinden olmasına da buna sesini yükseltemeyen Müslüman kardeşlerime de karşıyım!
Şimdi size kendi kurduğum bir cümleyi değil, Gazze'de yaşanan insanlık dışı vahşette tüm ailesini şehit vermiş Filistinli bir kadının sözlerini aktaracağım…
“Biz Netanyahu'ya da Amerika'ya da hiçbir şey demiyoruz. Çünkü onlar yapacakları her zulmü zaten yapıyorlar bize. Biz buna dayanıyoruz. Ama Müslüman kardeş devletlerin buna sessiz kalmasına dayanamıyoruz. Ve bu bize daha acı veriyor”
Bu röportajı hiç unutamıyorum…Duyduğum bu cümleler belki de gördüğüm vahşetten daha da acıydı. İşte ben O kardeşime bu cümleyi kurduran sinsi sisteme karşıyım!
Yazsak sayfalar yetmez, satırlar yetmez. Ben Az diyeyim , çoğunu varın siz anlayın. Bir gün bu savaş bitecek eminim. Bu acılar dinecek…Çok yakında hissediyorum katil İsrail de haddini elbet bilecek. O Gün gelince Filistin'de Gazze'de çiçekler açacak. Kudüs elbet özgür olacak… Nereden mi biliyorum? Çünkü emin olduğum bi şey var; Eğer Allah sizin yanınızda ise tüm dünya karşınızda olsa da kazanırsınız. Çünkü herkes her şeyi söylese de biz henüz Yüce Allah'ın son sözünü duymadık. İşte o ‘son söz' duyulduğunda umarım dünyanın vicdanı halen son nefesini vermemiş olur.
Timeturk